Teknoloji - Bilim

İngiltere'de bilişim sektöründe açık artabilir

29/05/2019

Brexit’in içinden çıkamayan İngiltere Başbakanı Theresa May, gözyaşları içinde yaptığı açıklamayla 7 Haziran'da görevi bırakacağını duyurdu. Bu durumda İngiltere güçlendirmek istediği bilişim sektörü insan kaynağı açığını kapatmak için nasıl adımlar atacak? İngiltere'de Ankara Anlaşması’yla teknoloji girişimi kurmayı düşünenleri ne gibi gelişmeler bekliyor?

Sonunda söylentiler gerçek oldu ve İngiltere'nin Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher’ın ardından ikinci kadın başbakanı olan Theresa May, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılması olarak adlandırılan Brexit süreciyle ilgili parlamentoya sunduğu çeşitli formüllere destek bulamadığı için istifasını açıkladı. 

Bundan 3 yıl önce 2016 yılının haziran ayında Brexit oylamasının sonrasında eski İngiltere Başbakanı David Cameron’ın 6 yıllık sürecin sonunda istifa etmişti. Bunun üzerine göreve gelen bugünkü Başbakan May, selefi Cameron gibi Brexit süreci nedeniyle haziran ayında görevi bırakacağını açıkladı. Özellikle son haftalarda iyice ayyuka çıkan istifa haberleri de böylece gerçeğe dönüşmüş oldu.

May’in istifasını açıklamasının ardından defalarca parlamentoya gelen ve bir türlü akıbeti netleşmeyen Brexit meselesi de yeni soru işaretleriyle iyice karıştı. Geçtiğimiz salı günü parlamentoda yaptığı konuşmayla ikinci referandum için oylama teklifinde bulunan May’in çabaları sonuç vermeyince 7 Haziran’da görevinden ayrılacağını gözyaşlarını tutamadığı bir konuşmayla açıkladı.

Böylece partiler arasındaki AB’den çıkış konusundaki senaryoların da bir yere varmadığı görülmüş oldu. Bugün itibariyle hem muhafazakâr hem de işçi partisinde Brexit ile ilgili görüş ayrılıkları söz konusu. Yeni sürecin belirleyicisi şüphesiz May’in yerini alacak isme bağlı. İngiltere’de yaşayan Türklerin takip ettiği Vatandas.Uk blogunda yer alan bilgilere göre İngiltere’ye Ankara Anlaşmasıyla yerleşmeyi ve iş kurmayı düşünen Türkler için May’in istifasının ayrılık anlaşması olsun ya da olmasının, her halükârda süreci uzatacağını öngörüyor. Dolayısıyla May sonrası belli olan bir şey varsa o da “belirsizlik”.

Dünyanın en önemli ilk 3 teknoloji şehrinden biri olan Londra için bu AB üyesi şirketlerle iş yapan bilişim şirketleri için yeni belirsizlikler ve olası sorunlar anlamına geliyor. Halihazırda ülkeden bu sebeple ayrılmayı düşünen teknoloji şirketlerinin oluşturacağı boşluk uzun süredir Brexit gölgesinde tartışılıyor.

AB içinde kalmak isteyen ve bu avantajı kaybetmek istemeyen girişimciler başka Avrupa Birliği ülkelerine taşınma planı yapıyorlar. Bu da genç nüfusu gibi doğum oranı da azalan İngiltere için Brexit sürecinde ülkeyi etkileme ihtimali olan bir başka sorun. Zira dünya dijital dönüşümü yaşarken İngiltere gibi bir dev, teknoloji oyununun içinde kalmak için gerekli hamleleri yapmaktan kaçınmayacaktır, gelecek adına kaçınmamalıdır. Ama bu kaçınmama kararını verecek olan da partinin başına geçecek ve dolayısıyla başbakan seçilecek kişi olacak.

Başbakanlık koltuğuna oturabilecek isimler arasında Boris Johnson ve Jeremy Hunt bulunuyor. Bu iki isimden Johnson’ın Brexit taraftarı olduğu, Hunt’ın ise AB’de kalma yönünde fikre sahip olduğu biliniyor. Brexit’in öncü isimlerinden olan Johnson’ın Türkiye ile ilgili karnesi de AB’den çıkış isteğiyle yakın olduğu iddia ediliyor. Dönemin Başbakanı David Cameron’a hitaben kaleme aldığı mektupta AB üyesi olmaya hazırlanan Türkiye’den gelecek göçü önlemenin tek yolunun Brexit olduğunu belirtmişti. Her ne kadar daha sonra Türkiye’yle ilgili bir açıklama yapmadığını belirtse partinin lideri olursa AB’den çıkış yönünde ilerleyeceği muhakkak.

Jeremy Hunt’ın göreve gelmesi durumunda ise Johnson’ın Brexit ısrarına karşı AB ile kalma konusunda ısrar etmesi bekleniyor. Ne var ki yapılan referandumun uygulanmaması ayrı, bu işlemi geri almak için yapılacak yeni bir referandum yeni sorular oluşmasına neden olabilir.

İngiltere'nin 2016 haziranında düzenlediği referandumda ayrılık yanlılarının kampanyasının ana temasını göçmen ve yabancı karşıtlığı oluşturuyordu. Ülkeye giren AB vatandaşlarının ülkeye değer katmadığı gibi uyum sağlayamadığı da tartışıldı. Ne var ki 1963'te Türkiye ile imzalanan Ankara Anlaşması (ECAA Agreement) kapsamında ülkeye gelen Türkler, Birleşik Krallık'ta istihdam oluşturdu ve çeşitli işler kurarak başarılı işlere imza attı.

Ankara Anlaşması ile ülkemizden İngiltere'ye gidenlerin sayısında son yıllarda artış yaşanıyor. Bu artış içerisinde teknoloji üzerine çalışanların ve/veya bilişim üzerine girişimde bulunanların sayısı daha da fazla. İngiltere İçişleri Bakanlığının verilerine göre bireysel olarak Ankara Anlaşmasıyla yapılan başvurular sonucu ülkeye kabul edilenler 2015 yılında 3,155’ten 2016’da 3,560’a ve 2017'de 5,205’e yükselmiş. 2018'de ise 7,607 Türk vatandaşının başvurduğu Ankara Anlaşmasında Vatandas.Uk'in verdiği bilgilere göre kabul edilen her üç başvurudan biri bilişim sektöründe faaliyet gösteriyor. İngiltere'nin teknoloji sektörüne olan bağlılığı ve bu alandaki gücünü koruma isteği yukarıdaki kabul oranlarından da anlaşılıyor.

Teknoloji sektöründe Avrupa’ya açılmak isteyenler için Brexit’in tartışmaları arasında İngiltere güvenli bir büyüme limanı olarak fayda sağlayabilir. Türkiye’den çok sayıda yazılımcının tercih ettiği İngiltere’de bir Java Geliştiricisinin günlük maaşı 300 pound’dan başlıyor. Çok tercih edilen Python dilinde geliştirme yapan bir yazılımcı ise seviyesine göre günlük 500 pound kazanmakta. Ankara Anlaşmasıyla İngiltere’de iş kurarak Amerika ve Avrupa’ya coğrafi olarak avantajlı hizmet sunmanın mümkün olduğu mevcut düzende Türk şirketlerin yurtdışına açılması da bu sayede kolaylaşıyor.


Facebook Yorumları

Copyright © 2019. Her hakkı saklıdır.